The highway is my home. – Hosted By Azxtech.com
Bilimin çözemediği 10 olgu
Modern tıp artık pek çok hastalığın çaresini buluyor, son 10 yılda teknolojide gelinen nokta hayal sınırlarımızı zorluyor. Ancak bütün bu sevindirici gelişmelere karşın, evren ve bizim güzel gezegenimiz dünya, hikmetini bir türlü çözemediğimiz sırlarla dolu. Üstelik bu konularda yürütülen çalışmalar, araştırmalar da en azından yakın gelecekte pek umut verici...
15 TL’ye Blog Alanınız Olsun
Yıllık 15 TL ile kullanıma hazır WordPress Blog alanınız hazır. adiniz.azxtech.com adiniz.teknolojik-forum.com veya kendinize ait bir alan adını yönlendirerek bog'unuzu hemen kullanmaya başlayabilirsiniz. İletişim : aozdemiroglu@azxtech.com
Sinemada en beğenilen 10 anti-kahraman
Anti-kahraman; tavırları, yöntemleri ve niyetleri itibarıyla 'kahramana' uygun düşmeyen pozisyonda birisidir. Aslında anti-kahraman denilen figür, kahraman olmayı hiç istememiştir. Hatta etrafındaki düzgün ve efendi tipler kadar 'kahraman geçinen' tiplerden de nefret eder. Ama hayatın cilvesi -ve çokça da sinema senaristleri- sayesinde onları sever ve sempatik buluruz. İ...
Kadınların anlaşılmaz alışkanlığı
Lloydspharmacy adlı İngiliz şirketi için yapılan araştırmayla kadınların üçte birinin, içine sığamayacakları kadar dar elbiseler satın aldıkları ortaya çıktı. Avrupalı kadınların gardroplarında mutlaka kendi bedenlerinden daha küçük beden kıyafetler bulunduğunu belirleyen araştırma ekibi kadınlara "Neden daha küçük beden elbiseler aldınız?" sorusuna, "Diyete...
Önce Kendini Sev !
Yaşamın sırrı kendini sevmektir. Bu nedenle geçmişin pişmanlıklarına, geleceğin kaygılarına takılıp kalmayalım, kendimizi sevmenin yollarını arayalım. Hz. Mevlânâ bu mucizevi Sırra ne kadar vakıf olduğunu şu sözlerle ifade etmiştir; Sen düşünceden ibaretsin...Geriye kalan et ve kemiksin, Gül düşünür Gülistanlık olursun...Diken düşünür Dikenlik olursun...
Eğer; ilerde bir gün arkanı dönüp KEŞKE demek istemiyorsan. 3 Şeyi doğru seç..
* Eşini doğru seç. Doğru eş her zaman uzun zaman flort ettiğin kişi değildir. Önemli olan kısa zamanda da olsa fikirlerinin uyuştuğu, Yaşam tarzlarının benzediği, Espiri anlayışının yakın olduğu, Zor zamanların da hep yanında olacağını bildiğin, dertlerini, sevinçlerini paylaşabileceğin, Fikirlerine, olaylara bakış açısına güvendiğin, Senin fikirlerine saygı...
Bir kadını ağlatırken çok dikkat edin !!!
"..bir kadını ağlatırken çok dikkat edin, çünkü Tanrı gözyaşlarını sayar ! Kadın erkeğin kaburgasından yaratıldı, ayaklarından yaratılmadı, öyle olsaydı ezilirdi; üstün olmasın diye başından da yaratılmadı. Ama göğsünden yaratıldı, eşit olsun diye; kolun biraz altından yaratıldı, korunsun diye; kalp hizasından yaratıldı, SEVİLSİN diye.."
Bugün kendiniz için ne yaptınız ?
Bugün kendiniz için ne yaptınız ? Yada bugün ne yapsam acaba diye kıpır kıpır mı içiniz ? Herne kadar salakça olsada sabah uyandığınızda merhaba dedinizmi kendinize ve gülümsedinizmi bir aynanın karşısında kendi kendinize ? En son ne zaman bir eli sıktınız sımsıkı ? Ne zaman sımsıkı sarıldınız birine ? Hadi birlikte bugün bir başlangıç yapalım ? Nedersiniz ? ...

Bilimin çözemediği 10 olgu

Modern tıp artık pek çok hastalığın çaresini buluyor, son 10 yılda teknolojide gelinen nokta hayal sınırlarımızı zorluyor. Ancak bütün bu sevindirici gelişmelere karşın, ...Read More

15 TL’ye Blog Alanınız Olsun

Yıllık 15 TL ile kullanıma hazır WordPress Blog alanınız hazır. adiniz.azxtech.com adiniz.teknolojik-forum.com veya kendinize ait bir alan adını yönlendirerek bog'unuzu hemen ...Read More

Sinemada en beğenilen 10 anti-kahraman

Anti-kahraman; tavırları, yöntemleri ve niyetleri itibarıyla 'kahramana' uygun düşmeyen pozisyonda birisidir. Aslında anti-kahraman denilen figür, kahraman olmayı hiç istememişti ...Read More

Kadınların anlaşılmaz alışkanlığı

Lloydspharmacy adlı İngiliz şirketi için yapılan araştırmayla kadınların üçte birinin, içine sığamayacakları kadar dar elbiseler satın aldıkları ortaya çıktı. Avrupal ...Read More

Bilimin çözemediği 10 olgu

Posted By: admin on 26 Ocak 2010 in Genel - Comments: No Comments »

Modern tıp artık pek çok hastalığın çaresini buluyor, son 10 yılda teknolojide gelinen nokta hayal sınırlarımızı zorluyor.

Ancak bütün bu sevindirici gelişmelere karşın, evren ve bizim güzel gezegenimiz dünya, hikmetini bir türlü çözemediğimiz sırlarla dolu. Üstelik bu konularda yürütülen çalışmalar, araştırmalar da en azından yakın gelecekte pek umut verici görünmüyorlar. Amerikan LiveScience dergisinde, yüzyıllardır gizemi çözülmeye çalışılan, varlığı ve yokluğu tartışılan, somut kanıtlara sahip olunamadığı için ’sır’ olarak kalmayı sürdüren, bilimin bir türlü kesin ve akla yatkın bir açıklama sunamadığı tuhaf, ürpertici, merak uyandırıcı, en çok konuşulan ‘10 Gizemli Olgu’nun listesi yayımlandı. Hayaletlerden UFO’lara, psişik güçlerden ‘déjà vu’ duygusuna kadar tartışılan ve bir türlü açıklanamayan 10 fenomen sizi bekliyor.

1- Taos Uğultusu

ABD’nin New Mexico eyaletinde bulunan küçük Taos kentini ziyaret eden bazı turistler ve vatandaşlar, yıllardır, çöl havasında gizemli, güçsüz, düşük frekansa sahip bir uğultu ve titreşim duyduklarını anlatıyorlar. Bu iddiada bulunanlar, Taos vatandaşlarının sadece yüzde ikisini oluşturuyor. Bazıları bunun çöldeki garip birtakım akustik sorunlarından kaynaklandığını düşünürken, bazıları da bir çeşit kitle histerisi ya da uğursuz bir sır olduğuna inanıyor. Duyulduğu iddia edilen sese ister vızıltı, ister uğultu, ister titreşim deyin; ister psikolojik, ister doğal, ister doğaüstü olduğuna inanın… Hakkında bilinen bir tek gerçek var: O da şimdiye kadar hiç kimsenin bu garip sesin kökenini ortaya çıkaramadığı.

2- Büyük Ayak
Bu gizem de Amerika’dan… Yeni Kıta’da yıllar boyunca, insana benzeyen, bol tüylü, son derece iri boyutlara sahip, ‘Büyük Ayak’ adlı bir yaratığı gördüğünü iddia eden sayısız insan ortaya çıktı. Tüm kıta çevresinde kaydedilen iddialar eğer doğruysa, aslında binlerce Büyük Ayak’ın yaşıyor olması gerekirdi. Ancak bugüne kadar bu korkunç yaratığa ait tek bir ceset bile bulunamadı. Ortada belirsiz fotoğraflar, video kayıtları ve tanıkların açıklamalarından başka bir şey yoktu. Görünen o ki bilim mantıklı bir açıklama getiremediği sürece Büyük Ayak da, İskoçya’nın varlığı bir türlü kanıtlanamayan ünlü Loch Ness canavarı gibi gizemler dünyasındaki yerini koruyacak.

3- Önsezi

İster altıncı his, ister önsezi, ister kötü hisler diyelim; hepimizin hayatımızda en az bir ya da birkaç kez garip sezgilerimizi rehber alarak hareket ettiğimiz olmuştur. Elbette bu karamsar hislerimiz çoğunlukla yanlış çıkar. Ancak kimi zaman kimi insanların altıncı hisleri -ne yazık ki- doğru alarm verir. Psikologlar bu durumu açıklarken insanların bilinçaltlarında, farkında olmadan çevremizdeki dünya hakkında bilgi topladığını vurguluyorlar. Bu şekilde biz aslında sadece ‘görünüşte bilmediğimiz’ bazı şeyleri biliyor ya da hissediyoruz. Ancak söz konusu bilgiler bilinçaltımızın derinliklerinde yaşadığı için, bunun nasıl olduğunu bir türlü anlayamıyoruz. Bu açıklama kimileri için tatmin edici olsa da pek çok araştırmacıya göre önsezi kanıtlanması ve üstünde çalışılması zor bir konu.

4- Asla bulunamayan kayıplar

İnsanlar bazen ortadan kaybolur. Bazıları yaşadıkları hayattan kendi istekleriyle kaçar, bazıları büyük çaplı ve cesetlerin tanınamadığı kazalarda yitip gider, bazıları cinayet kurbanı olur. Kayıplar ölü ya da diri bulunur. Ancak bazı insanlar vardır ki neredeyse tek bir iz bırakmadan ortadan kaybolurlar, adeta buharlaşırlar. 1872′de Portekiz yakınlarında bulunan ‘hayalet gemi’ Marie Celeste’in mürettebatı, Amerikan işçi lideri Jimmy Hoffa bu şekilde kayıplara karışan insanlardan sadece bazıları. Kaybolan insanlar, normal şartlarda polis soruşturması, itiraflar ya da tesadüf sonucu bulunuyor. Ancak ortada hiçbir olay ve kanıt olmadığı zaman insan ister istemez psişik detektiflerin işe ele atması gerektiğini düşünüyor.

5- Hayaletler
“Ölü insanlar görüyorum” repliğiyle zihnimize kazınan ‘Altıncı His’ filminden, lisedeyken ev partilerinde pek çoğumuzun katıldığı masum ruh çağırma seanslarından, çocukken masal gibi dinlediğimiz korkulu hayalet hikâyelerine kadar ruhlar üzerine hep konuşulur. Hayaletlerin varlığı hakkında ciddi bir kanıt olmamakla birlikte, onları gördüğünü, onlarla konuştuğunu, onların fotoğraflarını çektiğini ısrarla anlatan -içten ya da değil- şahitler pek çoğumuzun yakın çevresinde bile mevcut.

6- Déjà vu

Fransızca bir kelime olan ‘déjà vu’, Türkçede ‘daha önce görülmüş’ anlamını taşıyor. Açıklamak istediği durum ise kısaca şu: Özel bir anı ya da birtakım koşulları, aynı şekilde daha önceden de yaşamış olduğunuzu hissetme hali. Herkesin hayatında bir ya da birkaç kez yaşadığı bu duygu, şaşırtıcı, anlaşılmaz, gizemli ve evet ürkütücüdür. Birçok kişi ‘déjà vu’ hissini psişik bir deneyim olarak algılar. Birçok kişiye göre ise bunlar önceki hayatlarımızdan davetsiz çıkıp gelen anlık karelerdir. Araştırmacılar ‘déjà vu’ ile ilgili bazı açıklamalar yapmaya çalışsalar da de bu tuhaf hissin nedeni bir gizem olmayı sürdürüyor.

7- UFO’lar

UFO deyince genelde insanların aklına uçan daireler, kısacası uzay gemileri gelse de UFO’nun açılımı ‘Tanımlanamayan Uçan Nesne’… Ve bu nedenle evet UFO diye bir şey var. Çünkü dünyanın her tarafında, gökyüzünde ne olduğunu tanımlayamadıkları birtakım objeleri gördüğünü söyleyen insanlar var. Ancak bu obje ve ışıklar, aslında uçak mıdır, meteor mudur yoksa gerçekten Marslıların son model uzay gemisi midir, bu bir türlü açıklığa kavuşamıyor.

8- Ölümden sonra hayat

Hayatlarında bir kez ölüme yakın deneyim geçirmiş kişilerin bazıları, karanlık bir tünelde yol alıp, sonunda beyaz bir ışık huzmesine kavuştuklarına dair hikâyeler anlatır. Bunlar arasında sevdiklerinize kavuşmak, garip bir huzur hissetmek gibi daha renkli öyküler de mevcuttur. Bu deneyimler son derece etkileyici olmakla beraber maalesef kimse ‘öbür taraf’tan elinde bir kanıtla ya da doğrulanabilir bir bilgiyle geri dönmeyi başaramıyor. ‘Öbür dünya’ meselelerine kuşkuyla yaklaşanlar, söz konusu deneyimlerin travma geçirmiş bir beynin gördüğü halüsinasyonlar olduğunu vurguluyorlar. Tabii bu nedenle de son derece doğal ve açıklanabilir olduklarını… Ölüp de geri dönen olmadığına göre, bu konu gizemini koruyacak.

9- İçine doğmak

Hem Doğu hem de Batı toplumlarında, ‘önsezi’nin -ki biz bunu halk arasında ‘içine doğmak’ olarak adlandırıyoruz- bir çeşit psişik güç olduğuna inanılıyor. Bugüne dek psişik güçleri olduğunu iddia eden kişiler, araştırmacılar tarafından pek çok teste tabi tutuldu. Ancak elde edilen sonuçlar her seferinde ya olumsuz ya da muğlak ve şüpheliydi. Altıncı hissin gücüne inanan pek çok kişi, psişik güçlerin test edilemeyeceğini, çünkü bir nedenle kendilerine şüpheyle yaklaşanların ya da bilim adamlarının yanında azaldığını vurguluyor. Eğer bu tespit doğruysa, bilimin psişik güçlerin varlığını, gelecekte de ne ispat edebilmesi ne de çürütebilmesi mümkün görünmüyor.

10- Beden/Zihin Bağlantısı
Bir efsaneye dönüşen ‘plasebo etkisi’ zihinle beden arasındaki muhteşem ilişkinin en basit kanıtı. Bu etki kendini şöyle gösteriyor: Sahte, yani aslında ilaç olmayan bir ilaç aldıklarından habersiz hasta denekler, dertlerine derman olacak bir ilaç içtiklerini ve dolayısıyla iyileşeceklerini düşündüklerinden kendilerini çok daha iyi hissediyorlar. Üstelik etki kimi zaman bununla da kalmıyor, tıbbi belirtilerde de bir düzelme görülüyor. Bazen de yine bu ‘yalancı’ ilaçların işe yaradığını kanıtlamak istercesine ilacın etkisiyle acı çekiyorlar. Plasebo deneklerine bakınca, insan ister istemez zihni neye inanırsa bedeninin de onu yaşadığına hüküm getiriyor. Bu inanılmaz bağlantı çok sınırlı biçimde açıklanabiliyor. Ancak pek çok uzman, zihnin yardımıyla bedenin kendi kendini iyileştirebilme kabiliyetinin, modern tıbbın yaratabileceği herhangi bir mucizeden kat be kat büyüleyici olduğuna inanıyor.

15 TL’ye Blog Alanınız Olsun

Posted By: admin on 20 Ocak 2010 in Genel - Comments: No Comments »

Yıllık 15 TL ile kullanıma hazır WordPress Blog alanınız hazır.

adiniz.azxtech.com
adiniz.teknolojik-forum.com
veya kendinize ait bir alan adını yönlendirerek bog’unuzu hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

İletişim : aozdemiroglu@azxtech.com

Psikolog ve Çocuklar

Posted By: admin on in Mizah - Comments: No Comments »

bir çocuğun cevapları
genel bilgi testi. 9 yaşındaki çocukla testi uygulayan arasında geçen diyalog.

psikolog – istanbul kim fethetti?
çocuk – recep tayyip erdoğan.
psikolog – eee, hmm peki ampulu kim buldu?
çocuk – (hiç düşünmeden) ak parti!

Bir anne 8 yaşındaki çocuğunu “psikolog ablanın sorularına düzgün cevap ver yoksa çok kızarım” diye tembihleyip odadan çıkar.

psikolog – etini yediğimiz iki hayvanın ismini söyler misin?
çocuk – inek.
psikolog – başka?
çocuk – (uzun süre düşünür) bir de domuz ama sakın anneme söylemeyin.

psikolog – eşeğin yavrusuna ne denir?
çocuk – söyleyemem çok ayıp.

psikolog – türkiyenin komuşularından 3 tanesini sayar mısın?
çocuk – türkiyenin komşusu yok, hepsi düşman!

aynı soruya 13 yaşındaki başka bir çocuğun cevabı – amerika, avustralya, libya.
psikolog (iç ses) – hay sana bu zamana kadar sınıf geçirten okula da, öğretmene de, aileye de…

7. test, sözcük dağarcığı. yaş 10.
psikolog – fener nedir?

çocuk – fenerbahçe! sarı kanarya! aziz başkan!

psikolog – türkiyede kaç tane bölge vardır?
çocuk – son aldığım duyumlara göre 1000 civarı.

psikolog – mektup zarfına neden pul yapıştırılır?
çocuk – süs olsun, güzel gözüksün diye.

daha test başlamadan doğum ve okul bilgileri alınmaktadır.

psikolog – doğum tarihini söyler misin?
çocuk – neden?
psikolog – ee şey öğrenmem lazım.
çocuk – neden?
psikolog – çünkü yaşına göre sorular sorucam.
çocuk – tamam ama kimseye söyleme.
psikolog – peki?!?
çocuk – bak söz ver bana.
psikolog – tamam söz.
çocuk – söylersen çok fena olur. benim bütün şifrelerim doğum tarihim. (8 yaşındaki veletin ne şifresi olucak, kredi kartı mı?!
psikolog – oldu, söylemem.
çocuk doğum tarihini söyler, psikolog tam yazarken çocuk psikologun elinde kalemi ani bir hamleyle alır.
çocuk – napıyosun sen ya??? bi de yazıcakmısın oraya? sonra herkes görsün dimi? sen beni aptal mı sandın??

test falan yapılmaz.

sözcük dağarcığı testi.

psikolog – kumar ne demek?
çocuk – babamın annemden gizli gizli oynadığı şey.

genel bilgi testi. yaş 6.

psikolog – ampulu kim buldu?
çocuk – ben türklerin bulmasını çok isterdim ama maalesef gevurlar buldu

gene genel bilgi testi, 12 yaşında başka bir çocuk.
psikolog – istanbulu kim fethetti?
çocuk – ahmet sultan! yok yok mehmet sultan! ayy hayır o diil, eyüp sultan!!!

yargılama testi, çocuk 14 yaşında.

psikolog – parmağını kanatırsan ne yapman gerekir?
çocuk – hastaneye giderim, ameliyat olurum, parmak nakli yaptırırım.
psikolog (direk dış ses) – oha!

yargılama testi. çocuk 11 yaşında.

psikolog – komşunun penceresinden duman ve ateş çıktığını görsen ne yaparsın?
çocuk – itfaiyeyi ararım, anneme söylerim, komşuya haber veririm, telaş yaparım.
psikolog – evet sakın telaş yapmayı unutma.

Sinemada en beğenilen 10 anti-kahraman

Posted By: admin on in Genel - Comments: No Comments »

Anti-kahraman; tavırları, yöntemleri ve niyetleri itibarıyla ‘kahramana’ uygun düşmeyen pozisyonda birisidir.
Aslında anti-kahraman denilen figür, kahraman olmayı hiç istememiştir.

Hatta etrafındaki düzgün ve efendi tipler kadar ‘kahraman geçinen’ tiplerden de nefret eder.

Ama hayatın cilvesi -ve çokça da sinema senaristleri- sayesinde onları sever ve sempatik buluruz.

İşte sinema dünyasının en beğenilen 10 anti-kahramanı:

1- Travis Bickle – Taxi Driver (1976)
Robert De Niro’nun canlandırdığı bu taksi şoförü, gücün ‘karanlık’ tarafına geçmiş biridir aslında. Ama Darth Vader’den farklı olarak küçük kızları batakhaneden kurtarma misyonunu başarıyla yerine getirir.

Üç kağıtçı bir politikacıyı öldürmek üzereyken hepimiz ona destek çıkarız ama neyi niçin yaptığı konusunda Travis’in kafası çok karışıktır.

2- Leon – Leon (1994)
Jean Reno, tıpkı taksi şoförü Travis gibi gönülsüz bir şekilde, küçük bir kızın yolunu bulmasına yardım edecektir. Üstelik kendisine hayran bir kız çocuğunu istismar etmeyi düşünmeyecek kadar karakter sahibi bir kiralık katilden bahsediyoruz burada.

3- D-Fens – ‘Falling Down’ (1993)
Bazı insanlar bu filme bayıldı, diğerleri nefret etti. Oysa Michael Douglas’ın canlandırdığı ‘D-Fens’ karakteri başlangıçta normal bir insandır, tıpkı sizin gibi. Olağanüstü sıcak bir Los Angeles gününü sonunda sıkışan trafikte küçük kızının doğum günü partisini kaçırması bardağı taşıran son damla olmuştur.

Hiç de adil olmayan bir dünyada aklımızı kaybetmeye bu kadar yakın olduğumuzu bize hatırlatan bu figürü görünce ona sempati duymasak da, nefret etmeyi de beceremedik.

4- Mickey ve Mallory Knox – ‘Natural Born Killers’ (1994)
Sorunlu birer çocukluk hayatı geçirmiş iki figür birbirlerine aşık olur ve daha sonra psikopat katillere dönüşür. Medyanın da etkisiyle ‘kahraman’ olmaya adeta zorlanan iki anti-kahramandan bahsediyoruz burada.

Bonnie ve Clyde bir yanda.. Pulp Fiction’daki Honey-Bunney ve Pumpkin bir yanda.. acımasızca insanları öldürebilmelerine rağmen birbirlerine tutkulu bir aşkla bağlı bu katil çiftlerin bambaşka bir anti-kahraman tanımı getirdiğine dikkatinizi çekmek isteriz.

5- Blondie (Sarışın) – ‘Dollars Trilojisi’ (1964, 65, 66)
Bu üç spagetti Western film boyunca Clint Eastwood’a hayran olduk ama aıdnı öğrenemedik. Geçmişi karanlık, geleceği zaten olmayan bu isimsiz ve karanlık adamı yenmek adeta imkansızdı. Hiç de nazik değildi ama kendi çapında dürüsttü ve haklıdan yanaydı. Bir katildi ve bunu asla inkar etmiyordu.

Anti-kahramanın mükemmel örneğiydi denilebilir. Sadece katilleri öldürüyordu, ne iyiydi ne de kötü…

6- Tyler Durden ‘Fight Club’ (1999)
Evet sadece bir alter-egoydu ama modern bir anti-kahraman olduğuna şüphe yok! Matrix filmindeki Neo’dan daha gerçekti adeta. Anti-kapitalizm, anti-kredi kartı ve insanı zombileştiren her şeye karşıydı.

Kokuşmuş düzene meydana okuyan ve onun bir parçası olmayı reddeden bu adama hepimiz imrenmedik mi?

7- Harry Callahan ‘Dirty Harry’ (1971)
Adaleti yerine getirmek ve masumların intikamını almak için kanunları çiğnemekten çekinmeyen bir kanun adamına ‘kahraman’ denemez. Ama kendi doğrularına inanan ve bu uğurda hareket etmekten çekinmeyen bu adamı da hepimiz sevdik.

10 karakterlik bu listede Clint Eastwood’un iki defa yer alması da hiç birimize yanlış gelmiyor, öyle değil mi?

8- Snake Plissken – ‘Escape from New York’ (1981)
Snake Plissken hükümetten nefret eden, içki ve sigarasına düşkün ve otoriteyi asla takmayan bir mahkumdur. Ama dışarıdan zorlamayla olsa bile ‘iyi işler’ yaparken farkederiz ki Plissken aslında pek çok ‘iyi adam’dan daha yüksek bir ahlaka sahiptir.

Kendi çıkarları söz konusu olmadıkça iyi bir şeyler yapmaya girişmeyecek olması ve etrafını saran her türlü pislikle savaşma konusunda kararlı olması onu fütürist bir anti-kahraman yapmaya yetiyor.

9- “Mad” Max Rockatansky – ‘Mad Max’ (1979)
Dünyanın yıkılıp çöktüğü bir zamanda kendi intikamını almak için polisliği bırakan, her seferinde önce kendisini düşünen ve kendisine verecek bir şeyi olmayan hiç kimseye yardım etmeyen Max, anti-kahraman tanımına ne kadar da uyuyor.

Serinin üçüncü filminde onu seven insanlarlar birlikte olmaktansa tek başına yoluna devam etmeyi tercih etmişti. Çünkü onun tarzı buydu!

10- Erik Draven – ‘The Crow’ (1994)
Bazıları ‘karga’nın kahraman olduğunu düşünse de bu karakteri çevreleyen büyük bir karanlık vardır. İntikamıyla kendi arasına girecek herkesi öldürmeye kararlı bu adamın kurbanlarını ayırdetmekte pek de seçici davranmadığını belirtmek gerek.

Beyninizi besleyin, başarınızı artırın

Posted By: admin on in Sağlık - Comments: No Comments »

“Anahtarları nereye koyduğumu bir hatırlasam..Bu konuyu kaç kez okudum hala aklıma girmedi. Acaba bu testleri daha önce çözmüş müydüm?” Bu tür yakınmalar pek çok rahatsızlığın ön habercisi olabileceği gibi beyin sağlığı için gerekli bazı vitamin ve mineral kayıplarından da kaynaklanabiliyor.

“Böyle sorunlar çok sık yaşanıyorsa öncelikle bir doktora danışmalı ve sağlıklı beslenmeyi ihmal etmemelisiniz” diyen Diyetisyen Berrin Yiğit, beyni doğru beslemenin özellikle sınava girecek öğrenciler açısından daha önemli olduğunu söyledi.

Yiğit, güçlü hafıza ve konsantrasyon için beynin nasıl beslenmesi gerektiğini ntvmsnbc’ye anlattı, motor faaliyetler için olmazsa olmaz yedi besin grubunu şöyle sıraladı:

1.BÖĞÜRTLEN FAMİLYASI
Yüksek anti-oksidan içeriklerinden ötürü hücre ölümlerini geciktirebilir. Fareler üzerinde yapılan çalışmalar sonucunda yaban mersininden zengin diyetle beslenen deneklerin hafıza ve motor faaliyetlerinde gelişmeler, yaşa bağlı faktörlerde de koordinasyonlu azalmalar saptanmıştır. Ayrıca bu fitokimyasalların damar sağlığını geliştirdiği, tansiyonu dengelediği de gözlenmiştir. Son olarak iyi bir C vitamini kaynağı da olan böğürtlengiller sağlıklı hücreler için elzem olan E vitaminin de fonksiyonlarına yardımcı olabilmektedir.

2. KOYU YEŞİL YAPRAKLI SEBZELER VE DOMATES
Ispanak, semizotu, marul, fesleğen gibi yeşilleri sofralarınızdan eksik etmeyin. Neuroscience Labarotuvarının yaptığı en son çalışmaya göre ıspanakta göbek maruldan 3 kat fazla folat bulunmaktadır. Temel Reis’in güç kaynağı olan bu meşhur sebze, domates suyu eşliğinde tüketilirse güçlü hafıza için çok iyi bir kaynak oluşturur.

3. OMEGA 3 KAYNAĞI: SOMON RİNGA, SARDALYA BALIKLARI
Vücudumuzun üretemediği ama belli dengede ihtiyaç duyduğu omega 3 yağlarından zengin, açık sularda yetişmiş bu balıkları haftada 3 kez mutlaka tüketmelisiniz. Omega 3’ün en iyi bitkisel kaynakları arasında koyu yeşil yapraklı sebzeler, yağlı tohumlar ve keten tohumu da sayılmaktadır. Pratik kullanım için keten tohumu ve yağlı tohumları meyve suyu, salatalarınıza ve yoğurda ekleyebilirsiniz.

4. ÜZÜM SUYU
James Joseph adlı bilim adamı tarafından yapılan bir araştırmada üzüm suyunun belirgin olarak kısa süreli hafıza ve motor becerileri geliştirdiği gözlenmiş. Bu etkiyi dopamin seviyelerindeki artışa bağlayan Joseph, Konkord üzümlerinin diğer meyve ve sebzelere oranla daha fazla antioksidan içerdiğini saptamıştır.

5. TAM TAHILLAR VE KEPEKLİ PİRİNÇ
Sağlık açısından çok önemli olan vitaminler ve magnezyumdan zengin tam tahıllar, B6 vitamini ile homosistein seviyelerini düşürebilmektedir. Sınavlara hazırlanan çocuklar için sağlıklı ve hızlı enerji kaynağı doğal meyve sularının yanında, tam tahıldan yapılan sandviçler güzel mönüler olacaktır.

6. SICAK KAKAO
Cornell Üniversitesi Profesörü Chang Young Lee, 2 yemek kaşığı saf kakao içeriğindeki antioksidanların, kırmızı şaraptan 2 kat, yeşil çaydan 2-3 kat, siyah çaydan ise 4-5 kat daha fazla olduğunu gözlemlemiştir. Kakao içeriğindeki bu maddelerin beyin hücrelerini koruduğunu bildirmiştir.

7. YUMURTA
Zengin içeriği ile sinir sistemi ve hafıza gücüne etkili kaliteli proteindir.

SINAV ÖNCESİ KAHVALTI
Tam tahıllı undan yapılan kuru meyveli, yağlı tohumlu, keten tohumlu kekler, peynirli, sebzeli, çörekotlu poğaçalar, yağsız omletler ve doğal meyve suları sınav öncesi kahvaltıda doğru seçimlerdir.

SINAV ESNASINDA BUNLARA DİKKAT!
Meyve suları sınava giren herkesin çantasında yer alır. Peki ya meyve suyu midenizi rahatsız eder konsantrasyonunuz dağılırsa ya da kan şekeriniz aniden yükselirse… İşte bu durumda meyve suyu seçimi ve yanında atıştıracaklarınız önemlidir. Bazi meyve sulari sabah saatlerinde mide asidini değiştirerek yanmalara neden olabilir. Meyve seçimi bu konuda önemlidir, ananas, elma ve üzüm doğru alternatiflerdendir. Ayrıca meyve suyunun yanında ceviz, fındık gibi yağlı tohumlar kan şekerinizi dengeleyip, besleyici içeriği ile destek olacaktır. Öte yandan asla daha önce tatmadığınız şeyleri tüketmeyin, kızartma ve ağır hamur işlerinden uzak durun, tatlı ve şekerlemelere yüklenmeyin.

Kadınların anlaşılmaz alışkanlığı

Posted By: admin on in Genel - Comments: No Comments »

Lloydspharmacy adlı İngiliz şirketi için yapılan araştırmayla kadınların üçte birinin, içine sığamayacakları kadar dar elbiseler satın aldıkları ortaya çıktı.

Avrupalı kadınların gardroplarında mutlaka kendi bedenlerinden daha küçük beden kıyafetler bulunduğunu belirleyen araştırma ekibi kadınlara “Neden daha küçük beden elbiseler aldınız?” sorusuna, “Diyete başlıyorum zayıflayacağım” şeklinde cevap verdikleri belirtiliyor.

Daha küçük beden kıyafetlerin daha hoş göründüğünü belirten uzmanlar, kadınların alışveriş sırasında bunu çok cazip bulduklarını, kendilerini o elbiseyle hayal edip her şeye rağmen elbiseyi satın aldıklarını söylediler.

Yapılan araştırmayla, sadece İngiltere’de daha küçük beden olmasına rağmen alınan ve bu ndenle hiçbir zaman giyilmeden askıda duran yaklaşık 24 milyon giyim parçası bulunduğu tahmin ediliyor.

Önce Kendini Sev !

Posted By: admin on in Genel - Comments: No Comments »

Yaşamın sırrı kendini sevmektir. Bu nedenle geçmişin pişmanlıklarına, geleceğin kaygılarına takılıp kalmayalım, kendimizi sevmenin yollarını arayalım. Hz. Mevlânâ bu mucizevi Sırra ne kadar vakıf olduğunu şu sözlerle ifade etmiştir; Sen düşünceden ibaretsin…Geriye kalan et ve kemiksin, Gül düşünür Gülistanlık olursun…Diken düşünür Dikenlik olursun…

Eğer; ilerde bir gün arkanı dönüp KEŞKE demek istemiyorsan. 3 Şeyi doğru seç..

Posted By: admin on 19 Ocak 2010 in Genel - Comments: No Comments »

* Eşini doğru seç.

Doğru eş her zaman uzun zaman flort ettiğin kişi değildir. Önemli olan kısa zamanda da olsa fikirlerinin uyuştuğu, Yaşam tarzlarının benzediği, Espiri anlayışının yakın olduğu, Zor zamanların da hep yanında olacağını bildiğin, dertlerini, sevinçlerini paylaşabileceğin, Fikirlerine, olaylara bakış açısına güvendiğin, Senin fikirlerine saygı duyan, Konuşmaktan sıkılmayacağın, hayata küstüğün zaman seni kabuğundan çıkartıp eğlendirebilen, gözlerine baktığında ne söylemek istediğini anladığın, aynı zamanda iyi bir arkadaş, fiziksel görünüşün dışında da seni sen olduğun için sevebilecek ve bunu kaldırabilecek birini eş olarak seçmelisin!!!

Dünyada böyle biri var mı? diye sorabilirsiniz şimdi. Emin ol var!! Tabii ki sayıları fazla değil.. Hatta hayatta insanın karşısına ya 1 ya da 2 kere çıkar, belki de hiç çıkmaz… Önemli olan onu fark edebilmek. Eğer bu satırları okunduğunda aklından bu özellikleri barındıran bir isim geçirmişsen çok şanlısın. Ne olursa olsun onunla birlikte olmak için elinden geleni yap. Çünkü bir daha onun gibisini bulma şansın çok az emin ol. Bütün aptal aşıklar gibi ilk hareketi ondan beklersen çok geç kalırsın.. Eğer bu satırlar sana böyle birini çağrıştırmıyorsa.. Onu fark edebilmek için sadece etrafına bakman yeterli olacaktır. Çünkü o da sana bakıyor olacak!!!

* İşini doğru seç…

Doğru iş rahat iş değildir. Çok kazandıran iş de değildir. Kariyer de değildir. Klimalı büro ortamı da değildir.. Doğru iş olmaktan zevk aldığın yerdir. Sabahleyin kalktığında gitmekte üşenmediğin, bıkmadığın yerdir. Tabi yanında rahatlık, para, kariyer varsa ne ala…

* Arkadaşlarını doğru seç.

Çok sayıda arkadaşın olması “iyi arkadaşın” olduğunun kanıtı değildir. Güzel günlerdeki arkadaşlıklar geçicidir. Mutluluklarının yanında, acılarını da paylaşabileceğin, Fikirlerine ihtiyaç duyabileceğin, Her zaman yanında olmasını isteyeceğin, Senin madden değil manen zengin
eden, Bir tek arkadaş sana çok şeyler katacaktır.

Gülümseyin Gülümsetin :)))

Posted By: admin on in Mobile - Comments: No Comments »

Sık ve çok gülmek;
zeki insanların saygısını ve çocukların sevgisini, şefkatini kazanmak;
dürüst eleştirilerin taktirine layık olmak ve yanlış arkadaşların ihanetlerine katlanabilmek;
güzelliği taktir edebilmek, başkalarındaki “en iyiyi bulabilmek”;

Google sabit diskleri gözden çıkardı!

Posted By: admin on in Mobile - Comments: No Comments »

Google sabit diskleri gözden çıkardı!

İnternette gezinmeyle alakalı hemen her alt sektörün liderliğine oynayan Google, netbooklar için geliştirdiği açık kaynak kodlu ve ücretsiz Chrome işletim sistemini tanıttı. Google, 2010 yılının ikinci yarısında ‘özel üretim’ bilgisayarlarda görülmeye başlayacak sistemin ‘çok hızlı’ olacağını iddia ediyor.

Firmanın ürün geliştirmeden sorumlu genel müdür yardımcısı Sundar Pichai, Chrome OS yüklü netbookun açma düğmesine basılmasından sadece 7 saniye sonrade çalışır duruma geçeceğini söyledi. “Bir televizyon gibi olmasını istiyoruz. Açma düğmesine basıldığı anda internete bağlı şekilde kullanıma hazır olmalı” diye konuşan Pichai, sistemin sabit diskli değil , solid-state veya flash bellekli netbooklarla çalışacağını belirtti.

Yeni işletim sisteminin internet odaklı ve hızlı olması elbette bazı fedakarlıklar istiyor. Basın toplantısında açıklanan bilgilere göre sistemin yüklü olacağı netbooklarda tüm uygulamalar, güncellemeler ve bilgi depolama ihtiyaçları web-tabanlı olarak gerçekleşecek. Yani kullanıcı, sabit diski olmayacağı için geniş dosyalarını, klasörlerini, fotoğraflarını vs. bilgisayarında muhafaza edemeyecek.

EN İDDİALI ‘CLOUD COMPUTING’ PROJESİ

İlk bakışta dezavantaj gibi görünse de dosyaların bilgisayarda depolanmama meselesine Google “sunucu” çözümü getiriyor. Buna göre kullanıcının tüm dosyaları Google sunucuları üzerindeki ‘kişisel alanda’ toplanıyor ve kullanıcının dosyalarında yaptığı bütün değişiklikler aslında ve anında ‘sunucuda’ gerçekleşiyor.

Başka deyişle ‘cloud computing’ adı verilen web-tabanlı bilgi ve uygulama depolama/kullanma servislerinin en iddialısı olarak da nitelendirilebilecek sistem, Chrome OS yüklü netbook sahiplerinin sabit disk olarak Google’da kendilerine ayrılan sunucu alanını kullanacakları anlamına geliyor.

Böylece kullanıcı netbookunu kaybetse bile, yeni bir netbooktan kullanıcı adı ve şifresiyle bağlandığı anda tüm eski masaüstü, uygulamalar ve dosyalar anında elinin altında olacak. Netbookun internete bağlı olmadığı zaman da bazı yazı, hesaplama ve oyun uygulamaları çalışabilecek.

Google’ın netbook üreticileriyle görüşmeleri%2

ileGoogle sabit diskleri gözden çıkardı! – Windows Live.

Copyright - All Rights Reserved / Hosted By AzxtecH.Com